Nurdan çehrendeki bu nikap da ne
Güneşlere taç giydiren ışıkken
Hep hicranla bunca yıl bunca sene
Geçmiş gidiyor baharlar beklerken.

Ey mukaddes kitap ey ezeli nur
Ey iklimi ziya etrafı huzur
Son demde bir kere daha ne olur
Geliver ışık karanlığı boğarken.

Bahar olmasa da sonbahar olsun
Cihanlar bütün avazınla dolsun
Yeniden namın her yanda duyulsun
Şu fani hayatlarımız biterken.


Devamını okuyun...>>


26 Ağustos 1990, İzmir Hisar Camii
  • İslam Dünyası, kendi arasındaki küçük meselelerin kavgasını verdiği, anlaşma ve uzlaşma yollarını araştırmadığı zaman zayıf düşmüş ve bölük pörçük hale gelmiştir...
  • "Ey iman edenler! Sizden her kim dininden dönerse Allah onların yerine öyle bir millet getirecek ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı sever. Onlar mü'minlere karşı yüzü yerde, kâfirlere karşı onurlu ve kuvvetlidirler. Allah yolunda mücahede eder ve bu hususta ayıplayanın ayıplamasından utanıp geriye durmazlar..." (Maide, 5/54) ayetinin tefsiri...


Devamını okuyun...>>


24 Mart 1991, Hisar Camii Vaazı
  • İlk ruh mimarlarıyla ikinciler arasındaki mutabakatlar...
  • Gözleri nemli, sinesi kederli, kırık bir gönlün nefis muhasebesi ve kendi nefsine sitemleri...
  • İfk hadisesiyle ağır bir iftira altında ezilen Hz. Aişe'nin (r.anha) tek güvence kaynağı... ve o kaynaktan beklentileri...


Devamını okuyun...>>


14 Nisan 1991, İstanbul Fatih Camii
  • Peygamberimizin (s.a.s.) ahlâkını anlatmak için binlerce kitap yazıldığı ifade ediliyor.
  • Hz. Aişe'nin (r.a.) "O'nun ahlâkı Kur'an'dır", sözünün manası izah ediliyor.


Devamını okuyun...>>



Devamını okuyun...>>


Bu mektûb, Allahü teâlânın Peygamberi, Muhammed “aleyhisselâm” tarafından, Mu’âz bin Cebele “radıyallahü teâlâ anh” yazdırılmışdır:
Allahü teâlâ sana selâmet versin!
Ona hamd ederim. Herkese iyilik ve zarar, yalnız Ondan gelir. O dilemedikce, kimse kimseye iyilik ve kötülük yapamaz.
Allahü teâlâ, sana çok sevâb versin. Sabr etmeni nasîb eylesin! Onun ni’metlerine şükr etmenizi ihsân eylesin!
Muhakkak bilmeliyiz ki, kendi varlığımız, mallarımız, servetimiz, kadınlarımız ve çocuklarımız, Allahü teâlânın, sayısız ni’metlerinden, tatlı ve fâideli ihsânlarındandır. Bu ni’metleri, bizde sonsuz kalmak için değil, emânet olarak kullanmak, sonra geri almak için vermişdir. Bunlardan, belli bir zemânda fâideleniriz. Vakti gelince, hepsini geri alacakdır.


Devamını okuyun...>>


BİRİNCİ CİLD, 303. cü MEKTÛB
Bu mektûb, müezzin hâcı Yûsüfe gönderilmiş olup, Ezân kelimelerinin ma’nâlarını bildirmekdedir:
Ezânın kelimeleri yedidir. [Tekrâr ederek onbeş oluyor. Ezân, bu onbeş kelimeyi okumak ve işitmekdir. Ho-parlör ile, tegannî yaparak okunan ezânda, bu kelimeler işitilmiyor. Bir oğultu, ne olduğu anlaşılmıyan ses işitiliyor. Ho-parlör, ezân okumağa değil, ezânı yok etmeğe sebeb oluyor.]
1 — ALLAHÜ EKBER: Allahü teâlâ, büyükdür. Ona birşey lâzım değildir. Kullarının ibâdetlerine de muhtâc olmakdan büyükdür. İbâdetlerin, Ona fâidesi yokdur. Bunu, zihnlerde iyi yerleşdirmek için, bu kelime, dört kerre söylenir. [Birinci ve üçüncü (R)ler cezm veyâ vasl ederek üstün okunur.]


Devamını okuyun...>>


ESMÂ-İ HÜSNÂ VE AÇIKLAMASI / اَلْأَسْمَاءُ الْحُسْنَى

“En güzel isimler” demek olan 'esmâ-i hüsnâ', naslarda (Kur’an ve Sünnette) Allah Teâlâ hakkında kullanılan isim ve sıfatlardan oluşur. Kur'ân-ı Kerîm'de ve peygamberimizin hadislerinde Cenâb-ı Hakk'a nisbet edilen birçok isim bulunmaktadır. Bu durum bizzat Kur'an tarafından şu şekilde ifade edilmektedir: “En güzel isimler Allah'ındır. O'na bu isimlerle dua edin. O'nun isimleri hakkında eğri yola sapanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasını göreceklerdir [A'râf 7/150]. Peygamberimiz ise: “Allah Teâlâ'nın doksan dokuz ismi vardır. Bunları sayan cennete girecektir [Tirmizî, Daavât, 82] buyurmaktadır.
Kur'an ve hadislerde (Tirmizî rivayetinde yer alıp yaygınlık kazanan) Allah'a verilen isimleri alfabetik olarak şu şe­kilde sıralayabiliriz:


Devamını okuyun...>>

Madde ve fizik ötesi varlıklarından biri de ‘cin’lerdir. Cin, kelime olarak ‘örtülü ve kapalı’ anlamları ifade eder. Istılahi manası ise şöyledir: Muhtelif şekillere girebilen , kendilerinden acip ( insanlar acısından olağanüstü bulunan) fiillerin zuhur ettiği zuhur ettiği, ateşten yaratılmış latif cisimlerdir. Onların insanlar gibi, hem mümin olanı hemde kafir olanı vardır.
Kur’an-ı Kerim’de, yaratılışları söz konusu edildiği yerde, cinler ve insanlar birlikte ele alınmıştır. Mesela, bir ayette şöyle denir: “ Allah insanı pişmiş bir çamurdan yarattı. Cinni de halis bir ateşten  (maric ve nardan) yarattı.”(Rahman suresi,55/14-15)

Bu ayetteki  ‘halis ateş’ veya ‘ ateşin özü’ olrak tercüme edebileceğimiz  “min maricin min nar” ifadesiyle cinler , bir çeşit ateşten yaratılmış ama; bu ateş ne bir şura, ne parıldayıp yanan bir çeşit ateş ne de sadece kömür gibi siyah dumandır. Bu ateş, maddenin esaslarından olup etrafa şerareler saçan bir ateştir. İşte cinler böyle bir ateşten yaratılmıştır.


Devamını okuyun...>>

Bir mü’minin vefât etdiğini haber alan erkeklere, erkek yoksa, kadınlara Cenaze namazı kılmak, gasl, techiz ve defn farz-ı kifâyedir. Ehemmiyyet vermiyen, kâfir olur. Cenaze namazını bir kadının yalnız kılması ve çok kadının cemâ’at ile kılmaları mekrûh olmaz. Namazın kabûl olması için, altı şart lâzımdır:
1 — Meyyit müslimân olmalıdır.
2 — Yıkanmış olmalıdır. Yıkanmadan gömülen, üzerine toprak atılmamış ise, çıkarılıp yıkanır, sonra Namazı kılınır. Cenâzenin ve imâmın bulunduğu yerin temiz olması lâzımdır. Cemâ’atinki şart değildir. Çünki, yalnız imâmın kılması ile, farz yapılmış olur. Elbise, ayakkabı ve basılan yer necs ise Namaz sahîh olmaz. (Tahtâvî) “rahmetullahi teâlâ aleyh” (İmdâd) hâşiyesinde diyor ki, (Meyyit temiz tabut içinde ise ve üst yüzü temiz olan ayakkabı çıkarılıp, üzerine basılırsa, yerin necs olması zarar vermez). Kadının, câriyenin imâm olması ile, farz yapılmış olur. Çünki, kadına uyan erkeklerin Namazı kabûl olmaz ise de, kadının Cenaze namazı kabûl olur ve bir kişinin kılması ile farz yerine gelmiş olur. Çocuğun, cenâze yıkaması câiz ise de, Namazını kıldırması câiz değildir.


Devamını okuyun...>>


26 Mayıs 1991, İzmir Hisar Camii
  • Hayatının çoğu gaflette geçen insanoğlu, bu fani âlemde çok pahalı şeylere taliptir: Allahın kendi cemalini görmeye… Fakat insana verilen sermaye bütün bu ebedi güzellikleri kazanmaya yetmez.


Devamını okuyun...>>


    Allah’ın emirlerine uygun olan, dinin yapılmasını emir ve tavsiye ettiği sevap kazanmaya vesile olan eylem ve davranışlardır.Kur’an-ı Kerim de bir çok ayetinde iman ve ameli salih birlikte anılmaktadır.
   Rabbimiz; “İnanan ve salih amel işleyenler için mutluluk ve güzel bir dönüş yeri vardır” (Ra’d Suresi, 13/29) buyurur.


Devamını okuyun...>>


Şer’i deliller anlamına gelen  edille-i şer’iyye, dini bir hüküm verilirken müracaat edilen kaynaklara denir. Bir konu hakkında hüküm çıkarmada asıl olan ayet ve hadisler ile hüküm çıkarmada esas kabul edilen icma ve kıyas, İslam alimlerine gelince şer’i delil olarak kabul edilmiştir. Bazı alimler sahabe sözü, istihsan, istıslah, ıstırhab gibi metodlar da şir’i delil olarak kullanılmıştır. 


Devamını okuyun...>>


Bir fikre körü körüne bağlanmak, doğru yada yanlışa bakmaksızın onun peşinden koşmak taassuptur. Müşriklerinin buna benzer davranışları Kur’an’da şöyle eleştirilmiştir:
“Çünkü onlar babalarının sapık kimseler olarak buldular .Kendileri de onların izinden koşa koşa gitmektedirler.” (Saffat, 37/69,70)


Devamını okuyun...>>


   Dinimiz cemaatle namaz kılmaya çok önem vermiştir. Cemaatle namaz, Müslümanlar arasında yardımlaşma ve dayanışmayı pekiştirmiş, İslam'ın bir şiarı ve sembolü haline gelerek günümüze kadar devam etmiştir.

   Cemaatle namaz kılmak Cenab-ı Hakk'ın rızasını kazanarak sevap ve mükafata ziyadesiyle vesile olur.

   Bu nedenle, cemaate gitmemeyi meşru kılan şiddetli yağmur, çamur, kar, soğuk, sıcak, karanlık gibi zorluklar , ihtiyarlıklar, mal ve can korkusu gibi haller dışında cemaati terk dimizde doğru görülmemiştir.
   
  Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) " Cemaatle kılanan namazın sevabı, tek başına kılanan namazdan yirmi yedi kat daha fazladır." (Buhari, "Ezan", Müslim, "Mesacid" 42) buyurarak cemaatle namaz kılmanın önemine dikkat çekmiştir.


Devamını okuyun...>>

     Kusursuz bir şekilde ve muhteşem bir dizilişi , planı, grafitasyonu bulunan, içinde yaşamamız için her şeyi için barındıran ve muhafaza eden veya zamana bağlı olarak üreten ve yenileyen Dünya'mız sizce evrende nerede yer alıyor ? Aşağı eklemiş olduğum video Amerika Doğal Müzesinin hazırlamış olduğu ve bizim sorumuza en güzel cevaplardan birini vermektedir. Dünya'dan başlayan serüven evrende son ulaşılabilen bölümü kadar devam etmektedir. Video Asya’nın dağınık coğrafyaya sahip olan Himalaya ve Tibet’ten  başlamakta ve insanın ulaşabileceği en son evren katmanına, noktasına kadar devam etmektedir. Dünyadan bu uzaklaşma ışık hızı ile gerçekleşmektedir. Neden ışık hızı ile yapıldığını ise video izlediğinizde anlayacaksınız.


    Video izledikten sonra insanın ne kadar aciz olduğunu Yaratanın ( Rabbimin ) ne derece büyük olduğunu bir kez daha kalın çizgilerle altını çizerek anladım .Rab'bim Kur'an'ı Kerim'de Rahman Suresinde " Ey cin ve insan toplulukları ! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin." buyurmaktadır. 1400 sene önce inen Nuru Kelam'a bir bakın hele! Günümüz teknolojisi ile elde etmiş olduğumuz şu video Rabbimizi nasıl doğruluyor. Allah yaratmış olduğu her şeyden muhakkak haberdardır. Bize de bunu Kur'an da nasıl da açılıyor.

    Şuan ki teknoloji ile evrenin tam büyüklüğü bilinemektedir. .İzlemiş olduğunuz videoda da ancak evrende ulaştığımız son noktaları göstermektedir. Ayetin devamımda ise " Büyük bir güç olmadan geçip gidemezsiniz." buyurmakta. Aslından evrenin büyüklüğü veya genişliğini anlamak ve keşfetmek için Kur'an'a bakmak yeterlidir. Bakmaktan kastım ise Kur'an'ı anlayabilmek ve O'nu idrak edebilmek olduğunu söylemek istiyorum.Buna bir örnek vermek istiyorum;

    Düşünün ki daha dünyamız keşfedilmemiş ve dünyamızın bir çok yeri bilinmiyor. Bırakın dünyamızın bulunmamış , bilinmeyen yerlerini dünya şekli hakkında bile net ve doğru bir görüş yokken Osmanlı Döneminde yer yaşamış olan, ünlü Osmanlı Deniz Kaptanlarından Piri reis Dünya Haritasını çizegeliyor.Bilmediği dünyayı , tam olarak görmediği dünyayı nasıl oluyorda gerçeğine yakın olarak çizebiliyor.
 Bu örnek konu için tam doğru bir örnek oldu mu bilmiyorum fakat aklıma ilk gelen örnek olması nedeniyle vermek istedim.
Kendi düşüncem kocaman bir sıfır olan insan , Sonsuz güç sahip olan Allah'a teslimiyetini göstermelidir.Acizliğini ve muhtaçlığını dile getirmelidir ve Hamd etmelidir. Şükretmelidir !


Devamını okuyun...>>


     Hz.Musa bir gün Tur Dağında Allahü Teala’ya “ Ya Rabbi , cennette benim komşum ve arkadaşım kim ise görmek istiyorum.” Dedi.
Allahü Teala “ Ey Musa, falan beldeye git. Orada senin ümmetinden şu şekil ve surette bir kasap var. İşte, senin komşun odur. “ buyurdu. Hz.Musa gidip tarif edilen adamı buldu.Bir müddet oturdular. Akşam olunca kasap Hz.Musa’yı evine götürüp o gece misafir etti.
Getirdiği etleri güzelce pişirip hazırladıktan sonra yaşlı ve zayıf bir kadının üstünü başını temizleyip sofraya yanaştırmış ve  kendi elleriyle hazırladığı yemekten yedirmişti.

    Hz.Musa bu hale hayret etti . Kadının dudaklarınındaki hareketi gördü ve kasaba, “ Oğlum, bu hizmetin  ne hoştur. Bu yaşlı kadın kimdir.” Diye sordu. Kasap “Efendim, bu benim muhterem anamdır. Çok yaşlı olduğu için ihtiyaçlarını ben karşılarım. Yedirir içirir, üstünü başını temizlerim.” Dedi.
Hz.Musa “Validenin dudaklarının hareket ettiğini götürdüm. Bir şeyler söylüyordu.” Buyurdu. Kasap “ Efendim, anam yaptığım bu hizmetimden memnun olup bana hayır dua ediyor.” Ve daima “Ya Rabbi, ben oğlumdan razıyım.Sen de razı ol. Hakkımı helal ettim . Onu cennetinde peygamberimiz Hz.Musa’ya komşu eyle” diye dua ediyor.” Dedi.

     Hz.Musa “Seni tebrik ederim. Ben sizin peygamberiniz Musa’yım.Ben Rabb’imden, cennet-i  a’lada komşumun kim olduğunu öğrenmek istediğimi arz ettim. Allahü Teala  da beni sana gönderdi. Bilesin ki benim komşum olmanı önce senin istadadın, sonra da annenin duası sayesinde olmuştur.” buyurdu.


Devamını okuyun...>>

Ali Tuncay Abi Sohbetleri


Devamını okuyun...>>

Copyright © 2009 - Gerçekilimler.blogspot.com
Smashing Magazine - Design Disease - Blog and Web - Dilectio Blogger Template